SORUMLULUK VE ÖZ DİSİPLİN KAZANIMI

      Şüphesiz her anne-baba daha çocuğu dünyaya gelmeden onun için; sağlıklı fiziksel koşulları nasıl sağlayacağını düşündüğü kadar, kişilik ve karaktere sahip bir birey olarak nasıl yetiştireceğini de düşünür. Çocuğun dünyaya geldikten sonra karşılaştığı ilk kimseler babaları, dünyadaki ilk bulunduğu ortam ise aile ortamıdır. Bu yüzden; kişiliğin ilk 6 yılda şekillendiğini göz önünde bulundurursak, kişilik ve karakter kazandırmadaki en önemli rolün aileye ait olduğu açıktır.

      Bu özelliklerden biri de; Sorumluluk ve Özdisiplin; duygu ve davranışlarıdır. Sanırım her anne-baba çocuğunun;

      Sorumluluklarını yerine getiren, bahanelere sığınmadan duygu, davranış ve düşüncelerinin sorumluluğunu alabilen, yaşamda başarılı bir birey olmasını ister. Çünkü bunlar çocuğa arkadaş ortamında güven, saygınlık kazandıracağı gibi okul ve ev yaşamında da çocuğun kendisi için hem de ebeveynleri için büyük kolaylık sağlayacaktır. Özellikle çocuk okula başladığı zaman sorumluluk duygusunu kazanıp kazanmamış olması daha da önemli bir hale gelir. Bazı ailelerin, öğretmenlerden çocuğunun ne kadar da sorumsuz bir öğrenci olduğu şikâyetini işittiği olur ve ya çocukta sorumluluk duygusu yerleşmeden yıllarca evde idare edilse bile, evlenince eşinden aynı şikâyetleri duyduğu olur.

      Dersle ilgili sorumluluk duygusunun geliştirilmesinde de, erken gelişim yıllarında çocuğa tanınan fırsatların önemli rolü olduğunu bilmek gerekir. Okul öncesi dönemde, çocuk kendine ait konularda otonom kılınmış (kendi başına yatağında yatmak, oyuncaklarını toplamak, kendi kendine yemeğini yemek gibi) ve ona bazı sorumluluklar verilmişse (birlikte alışveriş yapmak, sofrayı kurmak gibi), okul döneminde de ödevini tahtadan defterine geçirecek ve evde tek başına yapabilecektir. (Yavuzer, 2003)

      Sorumluluk Kazandırmada Yapılan Hatalar: Aşırı Koruyucu ve Müdahaleci Anne-Baba Tutumu

      Anne-babaların, çocuğunu koruma-gözetme-fedakârlık yapma duygularına fıtraten sahip olduklarını hepimiz biliriz. Zaten bu duyguları olmasaydı, sanırım çocuk yetiştirmek gibi zorlu ve uzun bir sürecin üstesinden da kolay kolay gelinemezdi. Aile içinde nasıl davranırlarsa davransınlar sonuçta her anne-babanın, çocuğunun iyiliğini ve faydasını düşündüğü şüphesizdir. Fakat bazen, tutumlar düşünüldüğü kadar iyi sonuçlar vermeyebilir. Çocuğa o zaman için fayda sağlasa bile, ilerisi için olumsuz sonuçlar doğurabilecek aşırı müdahaleci ve koruyucu ebeveyn tutumu bunlardan biridir. Böyle bir yetiştirme anlayışının hâkim olduğu şunlar görülür;

  • Çocuğa kolay kolay sorumluluk verilmez. Çocuk beceremez, zarar görür, yanlış yapar diye düşünülür.

  • Çocuğun yapabileceği birçok şey yetişkinler tarafından yapılır. Küçükken yemek yedirmekten tutun da yetiştiremiyor, yoruluyor ödevlerini yapma, evlenmiş çocuğunun ev yaşamını idare etmeye kadar...

  • Çocuk, her şeyden korunmaya çalışılır, onun için pembe bir dünya oluşturulur.

      Böyle yetişen çocuklar zamanla; artık bu destekler olmadan yaşamını devam ettiremez hale gelir. Girişimci olmayan, korkak, çekingen, güvensiz bir kişiliğe sahip olabilir. Sürekli başkasının desteğini aradığı için ev yaşamı dışındaki hayatın güçlüklerine sağlayamaz. Arkadaş ortamı içinde varlığını gösteremez. Böylece sosyal yaşamda pasif biri olarak kalır. (Şendil, 2003)

      Çocuğa Sorumluluk Kazandırmada Anne-Babalara Tavsiyeler:

  • Çocuğunuza bazı sorumluluklar vererek beceri kazanmasını ve kendini yararlı hissetmesini sağlayabilirsiniz. Örneğin yatağını toplayabilir. İlk zamanlar belki sizin kadar güzel yapamayacaktır. Burada önemli olan çocuğun sorumluluk alıştırması yapmasıdır.

  • Herkesin yerine getirmesi gereken sorumlulukları vardır: bunlar hakkında sohbet edebilir, yapılmadığı zaman ortaya çıkabilecek sonuçları tartışabilirsiniz. Örneğin güneş doğmaz veya batmaz ise, yağmur yağmazsa, çöpçüler çöpleri toplamazsa...

  • Çocuğunuzun yapabileceği işleri, onun fikrini de alarak, birlikte belirleyebilirsiniz. Oyuncaklarını toplamak, yatağını düzeltmek, evdeki bir hayvan ya da bitkinin bakımını üstlenmek gibi.. Belirlediğiniz işleri başlangıçta birlikte yaparak ve anlatarak ona öğretebilirsiniz. Tek başına yapmaya başladığı zamanlarda fazla eleştirmeyin ve müdahale etmeyin.

  • Aldığı sorumlulukları yerine getirirken yardıma ihtiyacı olduğunda her zaman yanında olacağınızı ona söyleyin ve davranışlarınızla bunu hissettirin.

  • Çocuğunuzun yaptığı işi, abartıya kaçmadan övebilir ve ona teşekkür edebilirsiniz. Takdir edildiğini ve onaylandığını hissetmek, çocuğunuzu aldığı sorumlulukları gerçekleştirmek konusunda daha da isteklendirecektir.

  • Yapması gereken işi unuttuğu ya da yapmadığında kızıp bağırmak yerine Ne yapman gerekiyordu? ya da Bugün ne yapmayı unuttun? diye sorabilirsiniz. Küçük ipuçlarıyla yapmayı unuttuğu şeyi hatırlatabilirsiniz. Güler yumuşak ses tonu ve çocuğunuzla göz teması kurarak bunu yapabilirsiniz. Böylece oyuna dönüştürerek eğlenceli hale getirebilirsiniz.

  • Çocuğunuz aldığı sorumluluğu yerine getirmediği zaman siz yaparak ona yarar sağladığınızı düşünmeyin. Yerine getirmediği sonuçlarına katlanmayı da zamanla öğrenmesine fırsat verin.

  • Yaptığınız işlerde onun da yardımı isteyin, işin yapabileceği kısmını da ona verin. Örneğin kek yapıyorsanız mikseri tutması, için ondan yardım isteyebilirsiniz. Yeni şeyler öğrenmesi ve deneyim kazanmasına fırsat verin. Bunları yaparken mümkün olduğunca inatlaşmaktan kaçının!

  • Evdeki yaşam kurallarını hatta ev ödevlerini mücadele alanı haline getirirseniz sırf mücadeleyi kazanmak için aksi yönde davranmaya devam edebilir. Böyle durumlarda onunla inatlaşmayın, tavrınızı net olarak ortaya koyarak anlaşma yapmak gerektiğini vurgulayın.

 
www.ggmuslu.com © 2008
 • Tüm Hakları Saklıdır •